Felsefemiz

Felsefe, Kuram ve Yöntem Üzerine

Sizce bir insanın kendine has bir yaşam felsefesi olması ne demektir?

Hayata karşı bakışınız ve inandığınız her şey ilmek ilmek sizin hayat felsefenizi örgüsünü oluşturur. Bazılarımız bizden önce kurulmuş ya da şimdi kurulmakta olan felsefeleri benimseriz, bazılarımız ise kendimize has hayat felsefeleri yaratırız. Sahip olduğunuz felsefe sizin yaşam kuramınızı (teorinizi) şekillendirir. Bu kuram sizin yaşarken uyduğunuz kuralların tümüdür. Yaşamınızı felsefenize bağlı olarak, yani hayata bakışınız ve inançlarınızla ele alır, hayat kuramınıza göre değerlendirirsiniz. Bu değerlendirmeden sonra gelen adım ise uygulama yani yönteminizdir. Hayat Yönteminiz de sizin yaşam şeklinizdir.

Kısacası, hayatınızda kendinize belirlediğiniz hedefler, davranışlarınızın arkasındaki nedenleriniz ve verdiğiniz tüm kararlar sizin felsefenizden doğar. İşte bu nedenledir ki bir hayat felsefesine sahip olmak çok değerlidir.

Fakat, hayatımızın büyük bir kısmında felsefemizi bir bütün olarak düşünmeyiz, hayata bakışımız ve inançlarımızı birbirinden ayrı değerlendiririz. Bu hayatı anlayışımız ve yaşayışımızda da kopukluklara neden olur. Oysa hayat felsefenizi bir bütün olarak oluşturmalısınız ki ne yaptığınızı, neden yaptığınızı ve karşılaştığınız sonuçları değerlendirmeyi, sonuç olarak hayatınızı başarılarınız doğrultusunda kurmayı bilesiniz.

Bir Kurum Felsefesi

Yaygınağ (web) üstünden araştırma yaptığımda görüyorum ki kurumlar felsefemiz başlığı altında felsefelerini yazıyorlar ama kimse bu felsefenin nasıl bir önemi olduğuna değinmiyor. Oysa, bu felsefe neden gerekli yazılması gereken konulardan biri olmalı. Yukarıda bir insanın hayat felsefesinin ne olduğuna değindim. O felsefenin değerlendirilememesi ve hatta yokluğu halinde karşı karşıya olduğumuz ne yaptığını kendisine dahi ifade edemeyen bir hayat, bir insandır.

Bir felsefesi olmayan kurumlar ya da felsefelerini bir bütün olarak değerlendirememiş olan kurumların karşılarındaki sorun da pek farklı değildir. Bir kurum öncelikle bir felsefe sahibi olacak ki biz onun hayata karşı duruşu hakkında bilgi sahibi olalım, daha sonra bu kurumun felsefesinden doğan kuramı yani kurallar bütününü anlayalım ve son olarak da uygulamasını yani yönteminin başarısını değerlendirebilelim.

Bir Eğitim Kurumunun Felsefesi

Doğru ve geçerli bir eğitim programının ancak ve ancak kabul görmüş, bilimsel dayanakları olan bir kuramsal çerçeve üzerine temellendirilebileceği ispatlanmıştır. (Lunenburg, 2000) Eğitim yönteminizi ve bilgi içeriğinizi (müfredat) hazırlarken ne yaptığınızı ve neden yaptığınızı bilmenizi sağlayan temel aldığınız bu kuramdır. Aksi takdirde sunduğunuz yöntem ve içerik çocuğun gelişimine uyumsuz olur ki bu da çocuğun ihtiyaçlarına cevap vermek, onları doyurmak yerine, gelişimi köreltir ve insan hayatı için en önemli çağların boşa harcanmasına neden olur.

Bu nedenle bir eğitim kurumu her şeyden önce bir eğitim felsefesine sahip olmalıdır, felsefesi üzerine kuramını ve beraberinde yöntemini inşa etmelidir.

Sihirli Bahçe Montessori Okulu’nun Felsefesi

Montessori Felsefesi sınıftaki araçların, ders veren öğretmenlerin ve onu mutlak bir itaatle dinleyen öğrencilerin çok ötesinde bir eğitim anlayışıdır. Montessori Felsefesi çocuğa karşı özel bir bakıştır, öyle ki çocuğu kendisinden önce gelen eğitim yöntemlerinin aksine eksik bir birey olarak görüp, onu yetişkinin beklentisine göre şekillendirmeye kalkmaz. Çocuktan yetişkinin bir küçük örneği olmasını beklemez. Çocuğun kendisine özgü doğasını anlar. Onun büyümesi ve gelişmesi yolunda önüne çıkan engelleri kaldırırken çocuğa özgürlük tanıyan bir rehber olmayı sürdürür.

Diğer bütün eğitim yöntemlerinin aksine sadece Montessori Yöntemi çocuğa saygı duyulması gerektiğini vurgular. Yetişkin çocuğun önünde son kararı verebilecek bir bilirkişi olarak durmaz. Yetişkin, çocuğun gelişim ihtiyaçlarını giderebilecek fiziksel ve duygusal bir çevre oluştururken, çocuk kendi hızında, en iyi öğrendiği biçimde ve kendi öğrenme işleminin sorumluluğunu alarak öğrenir. Belki de her şeyden önemlisi kendi öğrenme biçimini keşfetmiş bir insan olarak Montessori Çocukları dünyayı diğerlerinden daha farklı görürler, onlar öğrenmeyi öğrenmenin zevki için sever ve iş yapmaktan, çalışmaktan mutluluk duyarlar.

Çalışmanın ve öğrenmenin mutluluk kaynağı olduğunu çocuğa hissettiren ve onun doğasına böylesine uygun olan başka bir eğitim felsefesi yoktur. İşte bu nedenledir ki Montessori’nin felsefesiyle yetişmiş olan çocuklar diğerlerinden oldukça ayrıcalıklı başlarlar hayata, çünkü çalışmanın ve öğrenmenin mutluluk kaynağı olması hayata tamamen ayrı bir anlam katar.